içimde çok fazla kelime var birikerek çoğalmış. ve ben, melankoliden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum, kendime küçük mutluluklar hediye edebilmek için. ara ara, özellikle akşam vakti, içimde cılız yanan floresan lamba gibi ortaya çıkabilen bu hissiyatı, yazarak kuvvetlendirmekten şiddetle kaçınıyorum. Lakin üfleyerek sönmüyor, fırlatıp atıyorum. azcık kırılıyorum.
bu yüzdendir ki, bu şey, yazı değil,bir yazmayı engelleme çabası.
ve başlığı, Küçük İskender'in lambama en az oniki voltluk katkısı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Vitrindeki Van Gogh
Kötü bir rüya gördüğümü söylediğimde, “Sus, sakın kimseye anlatma. Suya anlat. Akıp gitsin” derdi anneannem. Ben de koşa koşa bahçedeki ta...
-
“Acaba otuz yaşında bu günlüğü okuyacak mıyım? Saklarım inşallah. Yoksa niye yazıyorum? Otuz yaşındaki halimi çok ...
-
Dokuz ya da on yaşlarındaydım. Ders; Matematik, Konu; Ondalık Sayılar. Öğretmen tahtaya kaldırdı beni. Dört haneden sonra virgül koyup d...
-
buradan gitmeme kırksekiz saat civarı bir zaman dilimi kalmış gibi davranmıyorum hiç. eşyalarımı henüz yerinden oynatmamak bir kenara, sanki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder